Bir Cinayetin Anatomisi: KORAY DOĞAN

12 Eylül yargılaması tiyatroya dönüşedursun. Ben size bir önceki darbeden bir cinayeti anlatayım. Önce onunla bir hesaplaşalım...
Gürkan Hacır
Adı: Koray Doğan.                               
Çanakkale'de dünyaya geldi. 4 kardeştiler. Nuray, Kutay, Koray ve Tülay. Asker olan babalarının görevi dolayısıyla il il gezdiler. Bu yüzden çocuklukları hep değişik illerde geçti. Van, Bitlis, Isparta ve Ankara... 


Koray Doğan
Koray, ortaokulu Talas Amerikan'da tamamladı. Başarılı bir öğrenciydi. Başarısından ötürü sınavsız olarak Tarsus Amerikan Koleji'ne kabul edildi.
 
Koray, ODTÜ Mimarlık Fakültesini kazanmıştı. Lise yıllarından başlayan sol fikirlere yatkınlığı ODTÜ'de iyice gelişti.  

Mimarlıktaki en yakın arkadaşı şimdinin milletvekili Ertuğrul Kürkçü'ydü. Hemen hergün beraberdiler.

Koray iyi İngilizcesi sayesinde hazırlık okumadı. 1'nci sınıftan başladı. Parlak bir öğrenciydi. Sola ve siyasete olduğu kadar sanata da meraklıydı. Tiyatro kolunda çalışmalara katılıyor, resimler çiziyor her etkinlikte boy gösteriyordu.

Aynı zamanda ODTÜ'de en büyük örgütlenme olan Sosyalist Fikir Kulübü üyesiydi. 1971'de mezun olması için tek dersi kalan Koray, boş durmamıştı. Bir yandan da Mimarlar Odası'nda çalışıyordu. Ancak hızla ısınan politik iklim onu da olayların içine savurmuştu.

Mahir Çayan ve arkadaşlarının kurduğu THKP-C'ye dahil oldu. Örgütün ODTÜ'deki temsilcisi oydu.
Çayan ve arkadaşlarının Maltepe Cezaevi'nden kaçtıktan sonra geldikleri Ankara'da illegal koşullarda onlarla sık sık görüştü. Kaçak evlerinde onlara lojistik destek sağlamaya çalıştı.
 
ARTIK ARANIYORDU
Ancak 1972'nin mart ayında aniden aranır hale geldi. Her gün işe giden kimliğini gösterip ODTÜ'ye girip çıkan Koray bir anda aranmaya başlanmıştı.

Peki, neden aranıyordu?
İddia o ki; polis, Koray'ı ABD Büyükelçisi Commer'in arabasının yakılmasından dolayı arıyordu.  
ABD elçisi Robert Commer bundan tam üç yıl önce yani 1969'da ODTÜ'ye Cadillac marka makam arabasıyla gelmişti. Kemal Kurdaş'ın davetlisi olarak okulda öğlen yemeği yiyecekti. Daha Türkiye'ye indiği andan itibaren protestoların ve yumurtaların (Yumurta atmak o yıllarda da gelenekti) hedefi olan Commer'in, ODTÜ gibi devrimci gençliğin mabedi sayılan bir okula ziyareti çıkacak olayların habercisiydi. Cadillac'ını rektörlük önüne park eden Commer, Rektör Kemal Kurdaş'ın yanına girdi. Dışarıda giderek kalabalıklaşan öğrenciler ise Cadillac'ın çevresini çoktan sarmışlardı.
 
O gün orada olan Tuncay Çelen'e kulak verelim:
'...Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Akın Atauz, İbrahim Seven, Halil Çelimli, Tuncay Çelen, Ulaş Bardakçı, Taylan Özgür ve Yusuf Aslan, Commer'in otomobilini önce tutarak sallamaya ve sarsmaya başladılar. Hüseyin İnan, Sinan'ın boynundaki kaşkolü alarak, ters çevrilmiş ve benzin akıtan otomobilin benzin deposunun kapağını açtı ve kaşkolü deponun içine soktu. Benzin emdirdiği kırmızı siyah çizgili kaşkolü deponun içine soktu. Ve kibriti çaktı. Otomobili söndürmek için gelen itfaiye öğrencilerin engeliyle karşılaştı.'
Tuncay Çelen / Ömer Gürcan Hesaplaşma / 68 Kuşağının Katledilişi

VE OPERASYON BAŞLADI
Öğrenciler zafer çığlıkları atıyorlardı.  
Ertesi gün operasyon başladı. Gözaltı furyası ODTÜ'yü vurmuştu. 3 bin öğrenci rektörlüğe dilekçe vererek 'Commer'in arabasını biz de yaktık' dediler. Suça ortak olduklarını ilan ettiler. Çok sayıda öğrenci gözaltındaydı ama asıl arabayı ateşe verenler davanın dışında kalmıştı.

O, ATEŞE VERMEMİŞTİ
Peki, Koray Doğan orada mıydı? Elbette... Ama bizzat ateşe verenler içinde değildi. Arabanın çevresinde kümelenen grubun içindeydi. İzledi slogan attı. Ardından başlayan yargılamalarda Koray Doğan'ın adı geçmedi. O da dilekçe veren 3 bin öğrencinin arasındaydı. Ancak ne yargılamaya dahil edildi ne de gözaltına alındı. Sadece okulun disiplin soruşturmasından geçti.

Tutuklanan öğrenciler de 6 ay kadar cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildiler.
Yani Koray Doğan'ın arandığı söylenen eylemin dosyası çoktan kapanmıştı. Bundan dolayı arandığını söylemek anlamsız.   

Ancak Koray öldürülmeden bir gece önce yani 8 Mart günü ilginç gelişmeler yaşandı. Koray'ın sabahleyin yakın arkadaşı Hasan Ataol'la örgüt randevusu vardı. Ataol, THKO adına THKP-C'den gelen Koray Doğan'dan bir 'paket' alacaktı. Kavaklıdere sinemasının yakınlarında buluştular. Ancak Koray paketi verip koşarak uzaklaştı. Başının dertte olduğu belliydi. Ataol buna anlam veremedi. O da koşmaya başladı. Kaçarak uzaklaştı. Akşam saatlerinde ise Koray'ın evi basıldı. Baskını yöneten kişi dönemin kudretli bir ismiydi. Ankara Merkez Komutanı Tümgeneral Tevfik Türüng! İşin ilginç yanı Türüng, Koray Doğan'ın babası Ahmet Doğan'ın Kuleli askeri Lisesi'nden sınıf arkadaşıydı. Kapıyı bizzat kendisi çaldı. Evi aradılar. Tevfik Paşa okul arkadaşına hırsla seslendi:

'KÖR KURŞUNA GİDER'
'Bak doktor! Oğlun bugün bulundu bulundu. Yoksa bir kör kurşuna gidecek. Bilesin.'
Ahmet Doğan şoka girmişti. 'Ben bulurum Tevfik Paşa. Bu nasıl söz' diyebildi sadece.
Koray o gece eve gelmedi. Hangi arkadaşının evinde kaldığını bilmiyoruz. Ablası Tülay Doğan bana Kılıç isimli bir arkadaşının evinde son geceyi geçirdiğini anlattı.  
Kılıç kimdi peki?

Bilmiyoruz.  
Koray'ın gidebileceği bir başka ev de unutulmamıştı. Kız arkadaşı Nervin. Aşağı Ayrancı'daki evde 2 ikiz kardeş Pervin Nervin yeğenleri ve bir arkadaşları Gülay kalıyorlardı.
Akşam saatlerinde o ev de basıldı. Adeta Ankara'da bütün emniyet ayağa kalkmış Koray'ı bulmaya çalışıyordu. Nervin'lerin evindeki herkes gözaltına alındı. (Nervin'in ikizi Pervin'in sevgilisi de ki daha sonra eşi olacak olan Oğuzhan Müftüoğlu'ydu. O da THKP-C davasından aranıyordu) Karakolda gözleri bağlandı. Koray'ın yerini soruyorlardı. Genç kızlara işkenceye başladılar. Ancak kızların bildikleri bir adres yoktu.

'ARANMIYORSUN' DEDİLER
Bu arada Nervin'in evine 'karakol' kurulmuştu. İçerisi polis dolmuştu. Gelecek avı bekliyorlardı. Nervin yıllar sonra o günü 'İşkencedeyken içimden dua ettim. Koray umarım bizim eve gelmez' diye anlattı. Ama Koray hem aranıp hem aranmaz halde Aşağı Ayrancı'daki eve geldi. Saat sabah 10 sularıydı. Kapıyı çaldı. Açan sevgilisi değil polis oldu. Onu hemen içeri aldılar. Arananlar listesinde olup olmadığına baktılar. İşte o an halen daha anlayamadığımız bir biçimde Koray'ı serbest bıraktılar. Arananlar arasında değilsin dediler.

Oysa Tevfik Türüng, bir gece önce arandığı tehditle ilan etmişti. Bu işte bir tuhaflık vardı.

TEK KURŞUNLA VURULDU
Koray hem tedirgin hem de sevinçle sokağa çıktı. Hızlı adımlarla yürümeye başladı. Arkasından dur diye bağırıldı. Koray duymamış gibi yapıp adımlarını hızlandırdı. Tam o sırada polis memuru Mehmet Beyazıt silahını çekti. Yanındaki polis arkadaşı Mehmet Tok'un ateş etme uyarısına rağmen tetiğe bastı. Koray, kalçasından aldığı tek kurşunla yere yığıldı. Ölümcül bir yara gözükmüyordu.  
Çok kan kaybetmeye başlamıştı. Ancak savcı bekleniyordu. Kan kaybı artık hayatını tehdit etmeye başlamıştı. Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Kısa süre sonra müdahaleye rağmen hayatını kaybetti.         Tevfik Paşa'nın dediği olmuş, Koray 'tek kör kurşun'a gitmişti. Hastanede babaya söylenen gerekçe daha tuhaftı. Koray, Ömer Ayna'ya benzediği için ateş edilmişti. O zannetmişlerdi. (Şimdinin BDP vekili Emine Ayna'nın amcası)  
Baba Ahmet Doğan hastanede oğlunun ölüm haberini aldığında hamile olan kızı Tülay'ı düşündü. Öğrenirse çocuğuna bir şey olabilirdi. Ancak Hacettepe'de çalışan Tülay kardeşinin vurulduğunu radyodan duymuştu. Olduğu yere yığıldı.

 BİLDİĞİ SIR NEYDİ?
Peki, Koray neden vurulmuştu? Dahası sağ olarak ele geçmişken neden serbest bırakılıp sonra ateş edilmişti?

Koray'ın bildiği sır neydi?
Şimdi işte burada düğümlü bir soru karşımıza çıkıyor... Bugün ailesi Koray'ın bildiği sırrın İlyas Aydın olduğunu düşünüyor. THKP-C'nin havacı kanadından Yüzbaşı İlyas Aydın'ın örgütlerine sızmış bir ajan olduğunu ilk Koray'ın öğrendiğini ve bu bilgi yüzünden hemen infaz edildiğine inanıyor.
Ancak kronolojik akış biraz farklı.

Daha önce yazmıştım. İlyas Aydın'ın üzerindeki şüphe bulutları epeydir dolaşıyordu. Ama Oğuzhan Müftüoğlu'nun anılarından öğreniyoruz ki onu Genelkurmay'ın önünde gören kişi Müftüoğlu. Ve yine anılarında anlattığına göre Koray'ın vurulduğu sabah görmüş. Yani ajan olduğuna ilişkin en güçlü 'delil' daha o sabah elde edilmiş. Peki, o halde Koray bu bilgiyi daha önceden biliyor muydu?
Bir gece önce saklandığı evde bulunan bir arkadaşı Koray'ın, İlyas'ın ajan olduğunu öğrendiğini söylüyor.  

Ancak İlyas Aydın'ı tanıyanlar ise onun ajan olduğuna inanmıyorlar. Korkak çekingen karakterine işaret ediyorlar.

O halde Koray, Tevfik Paşa'nın ev basıp kurşunla tehdit edeceği kadar önemli neyi biliyordu? Üstelik Nervin'in evinde sağ ele geçmişken neden serbest bırakıldı ve neden arkasından ateş açıldı. Sonra yarım saat yerde yaralıyken ambulans beklendi. Adeta ölmesi istendi.
Koray'ın bildiği neydi?

Aradan tam 40 yıl geçti.  
Koray Doğan 68 gençliğinin kurbanlarından biri olarak kaldı. Adı pek duyulmadı. Katiller mahkeme önüne bile çıkartılmadı. Dava takipsizlikten düştü. Polisler tek bir gün hapis yatmadılar. Nevrin, uzun süre olayları unutamadı. Evdeki diğer kız Gülay akli melekelerini yitirdi. Kardeşi Kutay İsveç'e göç etti. Ablası Tülay ise bir ömür boyu kardeşinin yasını tuttu. Katillerin bulunacağı günü bekledi.
Twitter.com/gurkanhacir

Bu yazının alındığı yer:: http://www.aksam.com.tr/bir-cinayetin-anatomisi-koray-dogan--109318h.html