4 + 4 + 4 = Neoliberalizm + Sömürü + Biat - Samet Baykal                                               
Kesintili eğitim modeli ile metalaşma süreci daha da hızlanacaktır. Bunun sonucu olarak da eğitimin bedelini ödeyemeyen kesim eğitim alanından dışlanacaktır. Ayrıca eğitim hizmetinin bedelini ödeyip de hizmet alabilenlerin ise sınıfsal konumlarına göre mesleklendirilmesi gündeme gelecektir.

Hükümetin dindar ve kindar nesil yetiştirme hedefleri bağlamında gündemde yer edinen eğitim tartışmaları hükümet tarafından önerilen “ 4 + 4 + 4 kesintili eğitim” modeliyle yoğunlaşmış durumda. Her ne kadar model hükümet tarafından değişikliğe uğratılacak belki de yumuşatılacak olsa da Tayyip Erdoğan ilk olarak açıkladıkları modelden vazgeçmeyeceklerini ve kademeli şekilde zamana yayarak söz konusu hedeflerine, modellerine nihayetinde ulaşacaklarını çeşitli beyanatlarla dile getirdi.
 
4 + 4 + 4 kesintili eğitim modeli gündeme geldiğinde ilk tepkiler laik eğitim sisteminin ortadan kaldırıldığı, yerine dinsel temelli bir eğitimin getirildiği ve dindar, kindar bir gençliğin yetiştirilmesinin hedeflendiği, “çocuk gelin”liğin önünün açıldığı ve en nihayetinde çıraklık yaşının düştüğü vb. argümanlar üzerinden yükseldi. Yoğunlukla da eğitimde dinselleşme vurgusu yapıldı. Ama olayın arka planındaki ekonomi-politik boyut es geçilerek üst yapıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilecek altyapısal dönüşümler göz ardı edildi.
 
Bana göre 4 + 4 + 4 modelinde gündeme gelen dinsel, muhafazakar motifler daha önceki yazılarımda çeşitli şekillerde vurguladığım neoliberal dönüşümlerin, asıl dönüşümlerin, görünen yüzü. Sadece neoliberal dönüşümlerin üst yapısal karşılığını oluşturan ve dönüşümlere rıza üretmenin önemli bir aracı olan dinselleşme, dindarlık, muhafazakarlık gibi konulara odaklanmak da yanlış ve meselinin özünün anlaşılmasına engel. Elbette ki dinselleşme ve muhafazakarlaşma yönünde ilerleyen ideolojik hegemonya projesi önemli; fakat arkasında yer alan asli maddi dönüşümler vurgulanmadan hiçbir anlam ifade etmediği gibi; aynı zamanda gerçekliğin egemen sınıfların istediği düzeyde algılanmasının yolunu da açmakta. Yukarıda sürdürdüğümüz tartışmaya daha sonra tekrar değinmek kaydıyla 4 + 4 + 4 ile ifade edilen kesintili eğitim modelinin analizine geçelim isterseniz. 4 + 4 + 4 modeli gündeme gelmeden önce de çocuklara küçük yaşlarda mesleklerin tanıtılması, ileride seçebilecekleri meslekler konusunda bilgilendirilmeleri ve çok küçük yaşlarda ilerideki mesleklerini şimdiden seçmelerinin özendirilmesi gerektiği konusu tartışılmaktaydı. Söz konusu kesintili eğitim modeli ise işin tartışma safhasından uygulama safhasına geçildiğini göstermektedir. Öte yandan bu modelle eğitim yaşının düşürülmesiyle beraber küçük yaşlardan itibaren çocukların ya mesleki eğitim kurumlarına ya da ileriki süreçte egemen sınıfların organik aydını olması istenen kişilerin bu amaca yönelik olarak hizmet veren eğitim kurumlarına yönlendirileceğini, tüm bunların yanında eğitimde azımsanmayacak bir kitlenin de (özellikle eğitim hizmetinin bedelini ödeyemeyen ezilen sınıfların ve bunların içinde yoğunlukla kız çocuklarının) eğitim alanından dışlanmak istendiğini söyleyebiliriz. Az önce de vurguladığım gibi en başta kesintili eğitim modeli ile metalaşma süreci daha da hızlanacaktır. Bunun sonucu olarak da eğitimin bedelini ödeyemeyen kesim eğitim alanından dışlanacaktır. Ayrıca eğitim hizmetinin bedelini ödeyip de hizmet alabilenlerin ise sınıfsal konumlarına göre mesleklendirilmesi gündeme gelecektir. Dolayısıyla bu uygulamalarla beraber kamusal eğitim anlayışının çökmeye başladığını, refah devleti uygulamaları döneminde kamusal eğitime yüklenen, sınırlı olarak da olsa başarılı bir şekilde işleyen eğitimin sınıf atlatma misyonunun tamamen ortadan kaldırılmaya çalışıldığını söyleyebiliriz.  
 
Kesintili eğitim sistemiyle beraber bir yandan eğitim alabilen ezilen sınıfların sermaye sınıfının eğitimli ucuz işgücü ihtiyacını karşılayacak biçimde yetiştirileceğini, eğitim hizmetinden dışlanan kesimlerin özellikle kadınların, kız çocuklarının ve de belki de erkek çocuklarının eve kapatılıp eve iş götürme, evde çalışma gibi çeşitli adlarla ifade edilen güvencesiz, düşük ücretli, esnek çalışma koşullarında istihdam edileceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla eğitim sisteminin refah devletinin kamusal eğitim anlayışında kısmen yumuşatılan sınıfsal eşitsizlikleri yeniden üretme boyutu neoliberal politikalara uygun olarak tasarlanan 4 + 4 + 4 kesintili eğitim modeliyle daha da belirgin hale gelecektir. Toplumun ilköğretimin ilk kademesinden başlayarak ailelerin, bireylerin ekonomik güçleri oranında eğitim hizmetinden kademeli olarak yararlanabilmesi gerçeğinden hareketle eğitim kademesi yükseldikçe bu eğitim hizmetinden yararlananların sayısının azalacağını rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu sürecinde sonunda ise lisans ve lisansüstü eğitim yoksul ve emekçi kesimler için bir hayalden ibaret olacaktır. Öte yandan bu kesintili eğitim modeliyle eğitimin özel sektörün sunduğu bir piyasa faaliyeti olması kademeli olarak sağlanacaktır. Dolayısıyla kamusal faydaya dayalı eğitim anlayışı terk edilerek, eğitim iyiden iyiye piyasada alınıp satılan bir meta haline gelecektir. Buradan hareketle de bu sürecin halihazırdaki emekçi sınıfları etkileyen bir boyutunun da olduğunu vurgulamak gereklidir. Eğitimin meta haline gelmesiyle beraber eğitimciler daha da proleterleşecek ve bir kısmı da işsiz kalacaktır. Kısacası eğitimin piyasalaşmasıyla beraber piyasanın kaderine terk edilenler sadece öğrenciler değil aynı zamanda eğitim emekçileri olacaktır. Eğitimin piyasalaşmasıyla görece parasız, kamusal eğitim hizmeti alanların ve buna bağlı olarak eğitimcilerin sayısının azalmasıyla beraber kamu harcamalarında eğitime ayrılan payın daha da azaltılacağı aşikardır. Buradan arttırılan paranın ise dış ve iç borç ödemelerine, polis ve asker gibi zor aygıtlarına ayrılan bütçeye aktarılması da muhtemeldir.
  
Tam da tüm bu söylenenler dikkate alındığında devrimci eğitimcilerin nasıl bir mücadele stratejisi izlemesi gerektiği önem taşımaktadır. Devrimci öğretmenler 4 + 4 + 4 kesintili eğitim modelinin karşısında egemen iktidar ilişkilerini ve ideolojik hegemonyayı, sınıf çelişkilerini, toplumsal eşitsizlikleri sürekli olarak yeniden üreten mevcut zorunlu eğitimi mi ya da Eğitimde Reform Girişimi sözcülüğünde gündeme getirilen, yönetişimi temel alan ve tek amacı piyasayla uyumlu, piyasanın ihtiyacını karşılayan ve yine egemen iktidar ilişkilerini ve ideolojik hegemonyayı, sınıf çelişkilerini, toplumsal eşitsizlikleri sürekli olarak yeniden üreten, “herkes için kaliteli eğitim” olarak ifade edilen liberal kesintisiz eğitim modeli önerisini mi yoksa neoliberal, muhafazakar içeriğe sahip tüm bu eğitim modeli tahayyüllerini aşan ayrımcı olmayan, eşitlikçi, özgürlükçü, seküler, kamusal bir eğitimi ve bu kamusal eğitim sistemi içerisinde eleştirel bilince sahip bireyleri yetiştirmeyi mi hedeflemelidir. Bana göre son şık devrimci eğitimcilerin hedefi olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda devrimci eğitimciler hakim eğitim sistemi içerisinde açık ve gizli müfredatın eleştirisini, devrimci dönüşümünü ve resmi dönüşümün gerçekleştirilemediği durumlarda ise fiili ihlallerini gerçekleştirmek yoluyla eğitim sisteminde gedikler ve çatlaklar açmalı, bu gedik ve çatlakları büyütmenin yollarını aramalıdırlar. Diğer bir deyişle sınıfsal hegemonya mücadelesinin bir alanı olan eğitimde ezilen, sömürülen sınıfların safında yer alan bir eğitim anlayışı doğrultusunda karşı hegemonyayı tahsis edip genişletmelidirler; çünkü eğitim alanı sınıfsal mücadelelerin tezahür ettiği önemli bir üst yapı kurumudur ve aynı zamanda aile ile birlikte ideolojik hegemonyanın tahsis edildiği, sisteme rızanın üretildiği en büyük iki kurumdan biridir. Özetle 4 + 4 + 4 kesintili eğitim modeliyle gerçekleştirilmek istenen amaç salt dinsel eğitim sistemini kurmak değildir. Asıl amaç bir yandan emekçi sınıflar ve ezilenler aleyhine gerçekleştirilecek neoliberal ekonomi politikalarını başta eğitim olmak üzere yaşamın her alanında uygularken diğer yandan dinsel, muhafazakar, piyasacı bir eğitim sistemiyle toplumun bu dönüşümlere rızasını, biadını üretmektedir. Diğer bir değişle eğitim piyasalaşırken ve meta haline gelirken, aynı zamanda dinsel, muhafazakar ve piyasacı içeriğe sahip bir eğitim anlayışıyla bu duruma ve toplumun tüm alanlarındaki yoğun sömürüye, eşitsizliklere ve baskıya direniş göstermeyen, eğitimcileri de dahil olmak üzere proleterleşmiş, yoksullaşmış bir toplum ve sömürü düzeni yaratılmak istenmektedir.   

09 Mart 2012 Cuma günü www.muhalefet.org sitesinde yayınlanmıştır.