Ne Hukuk Ama ! m.yalciner@hotmail.com
(Alıntı: Evrensel Gazetesi
http://www.evrensel.net/news.php?id=12611 )

Ne Hukuk Ama !
“Demokratik laik sosyal hukuk devleti”ymişiz! “Yalandan kim ölmüş”? Yeni Anayasa'yı yaparken herhalde değiştirir de kurtuluruz bu kocaman yalandan!

Yoksa tam bir tuluat: “İleri” olduğu söylenmesine karşın gel de üç kuruşluk demokrasi bul. Samanlıkta iğne aramak gibi.. Ya laiklik? Önce yalandı, şimdi kuyruklusundan. Artık “yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz” ve “çok hukuklu sistem”e geçtik geçeceğiz.. “Sosyal”den geriye “S”si bile kalmadı. Ne sosyal sigorta, ne sosyal güvenlik, ne de herhangi sosyal yardım.. Bu kadar yalanın içinde “hukuk”un sahici olma ihtimali var mı?

Mustafa Yalçıner
Gelen gideni aratırmış derler. Neredeyse eskisini arayacağız? Hani Şemdinli Savcısını avukatlık bile yapamayacak biçimde meslekten men ederek bombayı soruşturduğuna soruşturacağına pişman eden o eskisini.. 12 Eylül'ün silme hukuksuzluğu ve idamlarını olmasa bile '90'ların faili meçhuller “hukukunu”.. JİTEM katliamlarına onay veren “duymadık, görmedik, bilmiyoruz” “hukukunu”..
Şakası bir yana, biz bu HSYK'nın yapısını ve üyelerinin seçim formatını “üstünlerin hukuku”na son verip “hukukun üstünlüğünü tesis etmek için” değiştirmemiş miydik? Bir de “mezhep eli”ni hukukun içinden çekip almak için? Öyle dememiş miydi Başbakanımız?
Eee, şimdi bu ne hal? Bırakalım balyozu malyozu, Ahmet'le Nedim'i de “yardımcılık”tan suçlayan soruşturmacılar için güllük gülistanlık her şey, belli. Ama Deniz Feneri'ni soruşturanlar neredeyse Şemdinli Savcısı'na döndürüleceklerdi! Tümü görevden alındılar. Oysa Balyoz vb. savcıları sabahın köründe gözaltılarla soruştururlarken, Ahmet'le Nedim'in savcısı daha yayımlanmamış kitabı bilgisayar ortamında bile silip yok ederken, Deniz Feneri savcıları zanlılara ne izzet ikramda bulunmuşlardı! Hayranlarla fotoğraf çektirmeler, uçaklarda eşleriyle birlikte seyahatler..

Sanki bu “yeni hukuk”ta bir tarafgirlik var gibi! Eskiden, kollanmak ne kelime, askerlerin yanlarına yaklaşılmazdı. Yanılıp Şemdinli Savcısı gibi yaklaşayım diyenler analarından doğduklarına pişman edilirlerdi. Şimdi beyefendiyle hocaefendiye yan bakanların vay haline.. Ahmet'le Nedim gibi, laf eden haydi “içeri”ye! “Yakîni” olanları soruşturmaya kalkan olursa, yallah başka “göreve”!
Deniz Feneri'nde öyle de Fenerbahçe soruşturmasında farklı mı? Bu ülkede milletvekili seçilmek bile geçerli “hukuk”un elinden kurtulmaya yetmedi, yetmiyor. Düzmece ya da değil, ortalıkta CD'ler uçuşup duruyor.. Ahmet'le Nedim için “gazetecilikten değil” denirken el hak gazeteci olan birinin eline ulaştırılmış CD'ler koca davalara dayanaklık ediyor.. Erdoğan camili minareli şiir okuduğu için haksız suçlandı denirken, H. Dicle örneğin, yaptığı bir konuşma yüzünden haklı ve de hukuklu olarak yatırılmaya devam ediliyor “içerde”! Ama UEFA “Fener”i istemeyip Trabzon'u çağırıyor Şampiyonlar Ligi'ne.. Hoop, yurtdışına çıkış yasağı konmuş başkanının bu yasağı saniyesinde kaldırılıveriyor. “Vatan millet” için tabii! Trabzon'un hakkında şaibe olmamalı, yoksa Türk futbolu Avrupa'da temsilcisiz kalacak! Eh, “bu kadarı kadı kızında da olur” herhalde… Peki, Fener'in hali ne olacak? Yönetici ve taraftarları, “suçlu ya da şüpheliyiz de Avrupa'ya gitmemiz engelleniyorsa küme düşürün, yok değilsek bırakın gidelim” derlerken haksızlar mı? Bu nasıl suç, nasıl ceza?

İçeride böyle de dışarıda değişik mi? İşte Libya.. Sanki Osmanlı padişahı tahta çıkmış da “cülus” dağıtır gibi “elden” para gönderilen Libya.. Hukukumuz hukuk mu yani Libya'ya dair? NATO müdahalesine karşı değil miydik? Şimdi dışişleri bakanı zırt pırt Bingazi'de! İki saat içinde neden değiştiriverdik o pek derin stratejik politikamızı? Neden Kaddafi'yi destekliyorduk, sonra neden “muhalifler”in arkasına geçtik? Haydi geçtik, ama hangi hakla bir ülkenin iç işlerine müdahale edebildik? Hangi hukuka sığdırıyoruz? “Uluslararası toplum” denen emperyalist Batı dünyasının “hukuk” dediği dayatmalara mı?

Ortada Libya kalmamış kimin umurunda! “Halk zor durumda” diye gidilen Libya'da, halk çoktan aradan çıkarılmış ve “Libyalı muhalifler” denenler, artık parçalı bohça gibi Fransız'ın, İngiliz'in, şunun bunun, ama sadece emperyalistlerin adamları.. Ve sadece emperyalistlerin borusu ötüyor, ne gam! Bu mu hak, bu mu hukuk!